Tam çevirisi olmayan ve sanıyorum ki yetiştirilme biçimimizden, belki de kültürümüz itibariyle benliğimize işlemiş, beynimize kazınmış, ”etikten” öte bir kelime; ayıp.
Kültürümüz itibariyle demişken, buna en iyi örnek; Türk misafirperverliği olur tahmin de edeceğiniz gibi. Hepimiz yaşamışızdır; “misafire ayıp olmasın şunu pişirelim, misafire ayıp olmasın kral dairesini verelim, misafire ayıp olmasın hesabı ödeyelim, misafire ayıp olmasın” diye diye misafirperver olmuşuzdur.
Ülkemizde ayıp; başkaları bir şeyler desinler/demesinler diye yapılan/yapılmayandır.
Bir de bu kavram genelde komşulara karşı olur, bilirsiniz. ” Komşulara çok ayıp oldu.”
Ayıp; İnsanları ötekileştirme, utandırma, yıldırma, dışlama, teslim ettirme gibi sayısız şekillerde, zaaflarının kölesi ve kibirlerine yenik düşen insanların, çıkardığı icatlardan biridir aynı zamanda. Aslında ayıp olan, bu tarz oluşumların, bu kavramı bir silah haline getirip, kullanmalarıdır.
Kullandıkları silahlara örnek olarak verebileceklerim ise;
-yaptığın ayıp!
-ayıp ettiğinin farkında mısın?
-çok ayıp!
-ayıp sana!
Farketmişsinizdir; baskı altına almayı benimsemiş insanlardır bunları sıkça söyleyenler, bu silahları kullananlar…
Hepimizde olmuştur; yüksek sesle söyleyemeyiz ayıp sayılanları. Ayıp; yüksek sesle söylenemeyendir.
Mesela;
- Ulu orta geğirmek ayıptır.
- Sabahın erken saatlerinde herkes işe giderken sümkürmek, tükürmek ayıptır.
- Orasını burasını kalabalık ortamda kurcalamak ayıptır.
- Tanımadığın insanlarla göz göze gelmek ayıptır…
Sokakta el ele dolaşmanın da ayıp karşılandığı ülkeyle, yine aynı ülkenin sokağında dövülen kadının normal karşılanması, durumun en ayıp halini açıklamak için yeterli de olabiliyor.
Başlıkta da belirttiğim gibi; “AYIP DENEN BİR ŞEY VAR”.



