AYIP DENEN BİR ŞEY VAR!

Tam çevirisi olmayan ve sanıyorum ki yetiştirilme biçimimizden, belki de kültürümüz itibariyle benliğimize işlemiş, beynimize kazınmış, ”etikten” öte bir kelime; ayıp.

Kültürümüz itibariyle demişken, buna en iyi örnek; Türk misafirperverliği olur tahmin de edeceğiniz gibi. Hepimiz yaşamışızdır; “misafire ayıp olmasın şunu pişirelim, misafire ayıp olmasın kral dairesini verelim, misafire ayıp olmasın hesabı ödeyelim, misafire ayıp olmasın” diye diye misafirperver olmuşuzdur.

Ülkemizde ayıp; başkaları bir şeyler desinler/demesinler diye yapılan/yapılmayandır.

Bir de bu kavram genelde komşulara karşı olur, bilirsiniz. ” Komşulara çok ayıp oldu.”

Ayıp; İnsanları ötekileştirme, utandırma, yıldırma, dışlama, teslim ettirme gibi sayısız şekillerde, zaaflarının kölesi ve kibirlerine yenik düşen insanların, çıkardığı icatlardan biridir aynı zamanda. Aslında ayıp olan, bu tarz oluşumların, bu kavramı bir silah haline getirip, kullanmalarıdır.
Kullandıkları silahlara örnek olarak verebileceklerim ise;
-yaptığın ayıp! 
-ayıp ettiğinin farkında mısın?
-çok ayıp!
-ayıp sana!

Farketmişsinizdir; baskı altına almayı benimsemiş insanlardır bunları sıkça söyleyenler, bu silahları kullananlar…

Hepimizde olmuştur; yüksek sesle söyleyemeyiz ayıp sayılanları. Ayıp; yüksek sesle söylenemeyendir.

Mesela;

- Ulu orta geğirmek ayıptır.
- Sabahın erken saatlerinde herkes işe giderken sümkürmek, tükürmek ayıptır.
- Orasını burasını kalabalık ortamda kurcalamak ayıptır.
- Tanımadığın insanlarla göz göze gelmek ayıptır…

Sokakta el ele dolaşmanın da ayıp karşılandığı ülkeyle, yine aynı ülkenin sokağında dövülen kadının normal karşılanması, durumun en ayıp halini açıklamak için yeterli de olabiliyor.

Başlıkta da belirttiğim gibi; “AYIP DENEN BİR ŞEY VAR”.

merlinmonronuz:

3 senelik tumblr hayatımda kaç kez reblog ettim acaba bunu…

merlinmonronuz:

3 senelik tumblr hayatımda kaç kez reblog ettim acaba bunu…

ne di(yemi)yorduk?

mmmm. 
ne diyorduk 
ya da 
ne diyemiyorduk.

sevmediğimiz yönlerini diyemiyorduk sevdiğimiz insanlara. söyledikleri, anlattıkları insanlar olmadıklarını diyemiyorduk. başkalarının hayatlarını, kendi hayatlarıymışcasına sürdürme uğraşlarını, bürünmeye çalıştıkları karakterlerin insanları olmadıklarını diyemiyorduk.

gittikleri semtlerin, oturdukları mekanların, vakit geçirdikleri insanların, okudukları kitapların, dinledikleri müziklerin, bahsettikleri konuların, yedikleri yemeklerin, içtikleri biranın dahi kendi istediği için değil, bir başkasının hayatını, bir başkasının zevkini kendi zevkiymişcesine yaşamaya çalıştığını; kendi zevklerini farketmesinin gerektiğini diyemiyorduk.

kendilerine bahşedilenlerin; kıymetlerini bilmediklerini, sahip olduklarını yok sayarak, güçlüyüm edalarının, hiçbir yararını göremeyeceklerini diyemiyorduk.

hissettiklerini anlatmaya çalışırlarken, kullandıkları kelimelerin dahi onlara ait olmadıklarını, anlatmaya çalıştıkları hislerinin bile gerçekliğini yansıtamadıklarını diyemiyorduk.

yaşadıkları sorunların sebeplerinin; kendileri olduklarını, aslında ciddiyeti nesnelleşmiş konuların, sırf marjinalite uğruna; nesnel yargının dışında uydurdukları yargılara kapılıp, üzerinde yaşadıkları formu sonuna kadar sömürdükleri ve insan kullanıcılıklarıyla süregelen hayatlarını, asalakvari bir tutumla devam ettiremeyeceklerini, bunun onları yiyip bitireceğini diyemiyorduk.

yaptıkları her harekette barındırdıkları çıkarlarını, arzularına varabilme adına bir kenara bıraktıkları müsvedde karakterlerini, oportünist yaklaşımlarını, menfaat üzerine kurdukları ilişkilerini diyemiyorduk.

kendilerinin de gayri meşru gördüğü şeyleri, uygulayıp; kendileri yaşadığı için meşrulaştırma eylemlerine giriştiklerini, bahsettikleri manevi değerlerden ne kadar uzak olduklarını diyemiyorduk.

kurmaya çalıştıkları düzenin kölesi olmaya başladıklarını diyemiyorduk.

peki, ya ne diyorduk?

ya da

….

thereisnolifeit:

Sizin gibi şehitleri olan bir milletin evlâdıyız. İnanınız, tâ içimizden duyarak size söylüyoruz. Sizin muzaffer şehitliklerinizi, esir bir vatanın toprakları kuşatmayacaktır.”

Vatan size minnettardır.Ruhlarınız şad olsun.

#love

#love

mapetitemelancolie:

Milan Borovička-Žena, 1979

mapetitemelancolie:

Milan Borovička-Žena, 1979

hayallerini gerçekleştiremeyenler, hayal kırıklıklarıyla damarlarını kesmişler. gerçekleştirebilenleri ilham kaynağı edineceklerine, çekememişler. bunlar onlar, evet; bastırılmışlar. çok da sinirliler. zira bu tip insanların dörtte üçünün ruhları da ezilmiş geri kalanı da bok. 

13 plays

birsesbolergeceyi:

 Can Gox - Haydar Haydar

>